|
|
...Ve bütün aşkların,
...Kör kurşun tadında sevişlerine,
...Kırağı çaldım…
...Buz kesti cümle okşayışlar..
Kırağı kokulu bir sokak esintisine maruz, Yağan yağmur çaresizliğinde sensizliğim.. Sustun ve gittin, kızgınlığıma çarpmamak için.. Biliyorum.. Şimdi birikip mazgal yolculuğuna çıkmış sel olmaya namzet akan birikinti gibi düşlerim..(de sen..)
....Dönmez misin....?
Bütün isyanlarımı ve isyankârlığımı ve anlamamışlığını içime atıp senden saklasam…
....Ve üstüne bir kilit assam; Anahtarı derin denizlerde yolculukta olan....
....Ve unutsam cümle yazdığım şiirleri, hâlâ, hâlâ, hâlâ anlamamışlığının darbesini yemiş....
....Ve kahrolmuşluğumu gizlesem iki avucumun ayasıyla yüzümü kapatıp....
....Ve pişmanlığımı dile getirsem “AHA” bu satırları bağırtıp bağırtıp....
....Ve sussam iki kelimeni duyacağım “an” a kadar....
....Dönmez misin....?
....Adını kehribar ışıltılı akşamlara kazısam göğün karanlığını yarıp....
....Ve güneşe uzatıp elimi, Bir tutam sarıcıkla ısıtsam üşümüş benliğini....
....Ve yeni doğmakta olan anadan üryan kızıl bir sabahın tüm vaktini....
....Gönlüne sersem....
....Dönmez misin....?
....Sevgi`li....
Güne yazılı akşamı,
Sana boyadım..
Bir tutam güneş çalıp,
Ruhuna saldım..
Ayı beyaza boyayıp,
Gündüzün yaptım…
Sana düştü gölgelerim..
İzbe sokak arası çığırtkanlığında,
Lâl’lığım..
Kırağı düşmüş yaprak gibi,
Üşümüşüm…
Yoksun ya…
…Ve sustun ya…
Günü de, geceyi de lime lime
Etmişim../ Bitirmişim..
gιzℓι ιη¢ι ѕρα¢єѕι
|
|
Ey yar! Diyetini ödedim atalarıma, sana sır esişlerin. Vakit; pervasızlığı vurulan lacivert bir yalnızlığın tam yirmiüç'ü. Susmalarına güç yetiremedi avazım. Kafi gelmedi sesimin alfabesi, konuşmayan cümlelerine. Bulgusuz yakılışlarımı, kederin demlendiği yerlere gömüp; içimi terkediyorum. Gitmelerimden başka ne varsa içimde, hepsi yar boşluğu. Hepsi, aynalarda kalan müsvedde ben...
Hiçkimsemin bir yerden bir yere gidemediği, nemlenmiş yüzümdü sensizlik oysa. Cinayetlerinden sıyrılan saplantılı bir katilin, arsız istihzalarıydı pas tutmayan hoyrat gece. Fakat ''Tek cani ve tek maktül, kalbim...'' diyorum, kanla sıvayarak günahlarımı. Yüzü gülmez yaralarımı isli gülüşlerimle dağlasamda, onulmaz artık gözlerim. Kahrı bitmez serzenişlerimin... Kanı durmaz intiharlarımın...
Ey Aşk! Maskesini taktığım ucube hülyaların dar dehlizlerinde, bir hayatımı yitirdim bir de hayalimi... Yani bana dönemediğim seni... Sahi, hayatın neresindeyim ben? Saçlarımda doğranan bu fırtına, hangi kim'im? Bozkırları sarsan intizarlı feryadım, annemin kasırga susuşları değil mi? Sevgili!Bu aşk kefenlenmeden, hiçbir şair intihar edemez beni diyebilseydim, ölüme Şeb-i Arus adını verirdim. Şölenlerle karşılardım Azrail'i, canıma gül takarak... Olsun! Yinede, bana yabancı beni gömmeden seni yaşatamam. Boşa değildir Tahiri yanışlarım o yüzden. Zühre olmasanda artık gökyüzümde, Yeşil'im...
Ey güzellikte Yusuf'un kızkardeşi! Siyahlar giyinmiş hummalı bir lodostur suretim bugün. Yirmiüç kez kendimi ıskaladığım soylu bir kavgadır, hücrelerime sirayet eden yeşil gözlerin. Söylesene!Kalsam kime yarayacak? Gitsem kim yaralanacak? Bil ki aşk, cevapsız kalmaktır ve hayatsız yaşamaktır darp izleriyle. Kalmam gerekirken, gitmelerin körelmiş aydınlığına tutunmamdır. Ben, Rüzgar; '' Ya aşk beni yenecek ya da ben aşkı susturup kendimi yakacağım...''

Kusursuz yalnızlıklarda, yaşamın sıtma nöbetlerinde yaşamama mücadelesi veriyorum. Yirmiüç'ün kandan akarsuları yürüyor sahralarıma. İmlasız cümleler büyütüyorum şahane yokluğuna, devrilmişken düşlerin üstüme. Sesi güllere hayat katan ey!Gülsen, ağlama. Gül, sen... Sen gül... Ben giderim, zerrem düşmeden avuçlarına. Dağlar yıkılsada kafiyesiz ben'liğimin üstüne, aldırma! İçimde yokluğun kadar sen varken, kıyamaz bana toplu katliam merasimleri. Zaten kör bir aşktı, seni kalemlerin diline veren. Yalnızca, seni baktığımı unutma...
Ey Rüzgar'ın Aşk'ı! Kaç yağmur eskidi serseri kirpiklerimde, gelişinden bu yana? Kaç satır, şiir adıyla infaza yürüdü saçının bir teli için? Gözlerine halel gelmesin diye, yüreğimle bakamadım sana. Firari rüyaları kucakladım hep. Kaçağım gülüm! Eşkiya bir sevdanın dağlarına yaslanıyor alnım. Üşüyor, seni içinde bıraktığım içim. Suların çoktan Aşk'a geldiği bir okyanusun dalgalarında, kullanılmış esişimi uçuruyorum. Baskın yemiş güven duygun, bakışlarıma yığılmış sanki. Gülüm! Lanetli kavmimden miras kalan ah-u zarların semazeniyim. Dönüp duruyorum Mevlevi bir aşkla,aşkına; ah çekerek...
Sevgili! Daha vasiyetini yazmadım savaşlarımın. Taze mezar kokan aşkımı, iç kanamalı ikindilere karşı yüz üstü bırakmadım. Ama enkazıma yürüyorum, en diri ölümlerimle. Ne olur! Kendimde kal... Ben beni boğdum...
''Ağladı bulutlar/Tutuştu yağmurlar/Bir yürek sustu...'' Bir Rüzgar sustu... Beni sende tüketen kendimden, en bölüşülmemiş çığlıklarımla; SENİ İÇİMDE TERKEDİYORUM

| |
|
|

Çözül Bağlarından / Doğ Zamansızlığıma
Kurtul zamansız karanlıklardan. Düş artık susuzluğun can damarlarına. Sığındığın yetmedi mi annenin masalsı eteklerine..Durma öyle yabancı gibi. Vaktim dar, gelmediğin her an aleyhime. Suçüstü yakalanmadan ölümün kalemine, sen doğ içimin musalla sessizliğine. Göbek bağını kes masal yüzlü hüzünlerden. Yalpalasa da yüzünü rüzgarlar, pes etme sakın şehrime gelmekten..Yüzüme kapanan ayazların ardından süzül kapılarıma. Küf koksa da kapılarım, kerpiçle boyansa da avuçlarım sen rengarenk balonlarınla gel bana..İlmeğini kendi ellerimle düğümlediğim uykusuz yüzümü duvağınla kapat. Kapat ki sancılar vurmasın sağır yarınlarımı. Sadece gel...Gelirken karanlığı devir üzerime. Geleceğime mühürledim mi seni soyunurum basiretsiz geçmişimi. Yarınlarımı kuşanır, yüreğime kundaklarım seni..Kambur olsa da sırtım, yarınlarıma doğrulur gövdem. Köklerim nadasa bırakılmış olsa da büyütürüm seni umudun varolduğu sabahlarda.. Vakitsiz olsa da gelişin adın baharlarla anılsın …
Çözül bağlarından. Düş artık düşsüzlüğümün dipsiz yatağına.Üç vakte kadar süzül avuçlarıma. Zamansızlığın suskularına vursun çığlıkların. Gözlerimin suçsuzluğuna inat dilimde intiharlar bileyen cümlelerime düş. Mavi bilyelerini saklayan adamın toprağa bakan yüzünü gökyüzüne çevir. Rengarenk balonların ardına takılayım. Hadi doğ duaları kabul olan yüreğimin sessiz kıyılarına. Ömür vadem dolmadan sen bayram günlerinden ibaret sevinçlerime ortak ol. Bulutsuzluğuma dağıt gözlerinin ıslak nemini..Avuçlarımdan köklerini sökmeye hazırlandığım mavi kubbenin gölgelerine süzül gözlerinde saklı aydınlığınla. Kelepir bir düş’ün sığ sevinçlerinde büyütürüm seni. Yeter ki bir an evvel gel göğüs kafesimin bir “ dua “ ıslaklığındaki gözyaşıma. Kaderimin enkazına istiflediğim düğümlerimden kurtar beni . Sokul şah damarı sıcaklığıma. Sonra da kıvrıl hüviyetimin kurak coğrafyalarına. Acıya tok bedenime doğur yüreğini. Kanamalı olsa öznelerin düşür cümlelerini öksüzlüğüme. Ağlamaklı sesinle kaybolsun karanlıklarım. Seni büyütürken sol yanımda, uykusuzluğum kanasın. Toprağa dönmüş ellerim seninle yeniden rengarenk balonların peşinden koşuştursun. Tökezleyen gölgelerim varlığınla güneşe vurulsun..Üç vakte kadar düş avuçlarıma..
Önce umut ol umutsuzluğuma… Sonra da gül ol kuru dallarıma.. En son Elif ol yüreğimin kepenk vurulmuş yalnızlığına..
Adresini yitirmiş gençliğime sunulmuş bir hediyenin mucizevi sevinci ol. Gün doğumu sancılarına tanıklık eden çocuksu yanımın gülümseyen yanı ol sen. Her bayram arifesinde babama giden yollarda yanımda ol. Yüreğimi büktüğüm mezarı başında beni topraktan kaldıran ol. Kemikleri sızlamasın diye avuçlarıma damıttığım gözyaşlarımı sil yüreğinle. Ketum halimle susarken sen babamın ellerinden tut. Gözlerini ser soğuk gölgelerine.Çınar ağacına diz çökmüş bulutsuzluğun güneşe bakan yüzü ol sen. Kaldır beni dünyaya getiren adamın toprağa kök salmış halinden. Ya da bırak beni bana.. Ama hayır hayır.Tut ellerimden. Çevir yüzümü aydınlığa. Yüzünden yüzümü koparamam. Senin için seccademi gözyaşlarıyla yıkamadan kapatamam ömür sahifemi.
Bana vaat edilmiş mucizenin baş kahramanısın sen. Sen bozkır sabahı düşlerimin son durağısın. Ellerini uzat bana. Ya dol avuçlarıma ya da vur beni karanlığıma. Methiyeler düzeyim yüzündeki beyaz duvağa..Gülüşlerimi süreyim avuçlarında belirginleşen aydınlığa..Eşkalini çizemediğim kadere boyun eğmeden vurulayım saçlarına.. Ezberimi yitirmeden hak ettiğim tüm zamanı sana devredeyim. Kimliğim elimden alınmadan düş artık hüviyetimin boşluğuna. Gömleğimin yırtık yanına dolsun dilsiz varlığın. Rüyalardan ibaret olan düş’üm artık zamanın karnından avuçlarıma doğsun..
Sen doğ yeter. Sen varol yeter. Nadasa bırakılmış coğrafyalarıma bakıp korkma avuçlarıma süzülmekten. Sen gülümse gözlerimin badiresi bir türlü bitmez yarınlarına..Yüzüm Yusuf’un gözlerinde yitip giderken sen Nuh’un gemileriyle dön kıyılarıma. Gelmen için ölmemi bekleme..Erken ya da geç düş kollarıma. Zaman testisinin dudakları susuzluktan çatlarken sen bakir topraklarımda filizlenen tomurcuğum ol. Hadi durma sancılarımda. Kırık aynalarımda tara saçlarını. Dualarımın kıblesine döndür avuçlarını. Kabulü dudaklarında saklı amin’lerin sesi ol.. Mavi kubbenin altında susmayacak ezanın dinginliğinde vereyim adını. Sussun efil deyen rüzgar..Dönsün bıçağın yüzü toprağa. Lâl olan dilim yansın senin adını sayıklarken. Gülüşlerin düşerken güllerin dallarına rukü’ya yönelmiş dizlerim doğrulsun Kudüs’e..Ayak uçlarıma savrulsun âmâ gençliğim. Doğumunla kurtulsun kelepçelerden ketum dilim. Baharlarla müjdelensin gelişin. Filistin’ e revâ görülen sancılarda büyümek vaat edilse de sana gözlerin hep Yusuf gözlü aydınlıklarda anılacaktır. Hadi gel..Bekletme seni bekleyenleri..Yankılansın odalarım sesinin dilsizliğinde. Bu bedenin aslı suretine yenik düşmeden sen vurul geleceğime. Tevekkül dağlarına bıraktığım duaların kabulüne iştirak et şimdi. Vakit; sessiz harflerimden düşüp seninle yeniden kurmak alfabeyi umut sadeliğinde..Bir gül büyütmek kökleri bakir topraklarda Elif tazeliğinde…
Gözlerindeki aydınlığa vurulduğumdan beri Karanlıklara dargınım ben.. Sana susadığımdan beri Seccademdeki gözyaşlarımla kavgalıyım ben.. Çözül bağlarından.. Kurtar kendini karanlıklarından.. Gökyüzüm hazır, Sal gökyüzüne renkli balonlarını..
Sen düşsüzlüğümü yağmaladığından beri Ezberimi yitirdim.. Düştüm sesli harflerimden… Hadi doğrul rüku’lardan.. Dualarımın kıblesine döndür yüzünü… Kurtul Yusuf’un düştüğü zindanlardan.. Gök kubbe hazır… Mavi bilyelerini saklayan bu adam hazır.. Her şey tamam Çözül bağlarından.. Doğ karanlıklarıma.. Vakit tamam. Yüreğime uzat dua kokan avuçlarını…

gιzℓι ιη¢ι | |
|
 
Düşlerde sevdim seni söyleyemedim Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim
İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden Öldürüyorsun.
Sana ben hayaller düşler büyüttüm Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm Sana ben hummalı aşklar büyüttüm Söyleyemedim
Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor.
Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum. Sen bilmesen de, ben biliyorum.
Şarkılar yazdım sana okuyamadım.
Şarkılar yazdım sana okuyamadım Hep yanımdaydın oysa dokunamadım.
Hep yanımdaydın oysa dokunamadım
Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum.
Sana yüreğimi duyuramıyorum.
Sen bilmesen de ben biliyorum.
Sana ben hayaller düşler büyüttüm Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm Sana ben hummalı aşklar büyüttüm Söyleyemedim
Sana ben hayaller düşler büyüttüm Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm Sana ben hummalı aşklar büyüttüm Söyleyemedim
Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum.
Sen bilmesen de ben biliyorum. Sen sevmeden de ben seviyorum.
Sana ben şiirler sözler büyüttüm Sana ben baharlar yazlar büyüttüm Sana ben hummalı gizler büyüttüm Söyleyemedim
Sana ben hayaller düşler büyüttüm Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm Sana ben hummalı aşklar büyüttüm Söyleyemedim
 
|
|
|
gιzℓι ιη¢ι ѕρα¢є

Mutsuzluk, umutsuzluk ve adını koyamadığım duygular bedenime, yüreğime ve de ruhuma yapışmış durumda. Kurtulmak istiyorum hem de bir an önce. Ama bırakmıyor beni bu duygular ..
Hani bazı anlar vardır, Bağırıp, çağırıp, bir şeyler anlatmak istersin, ağlamak istersin deliler gibi, hıçkıra hıçkıra gözyaşlarının özgürce akmasına aldırmadan, ya da bir omuza yaslayıp da başını ağlamak istersin ama yapamazsın ya. Ya da alıp başını gitmek başka diyarlara, ya da ne bileyim, alıp başını saatlerce yürümek istersin, ayaklarının seni sürüklediği yere İşte ben o durumdayım şu an ..
Ve bu durumda tek başına olmak …
Kanadım, kolum kırık şu an. Bir şeyler eksik …
Yanımda olsan… Ne kadar iyi gelirdi şu an ruhuma, kalbime. Ama yoksun. Ne içler acısı bir durum aslında benim için. Anlıyorsun ki, hayatta hep tek başınasın, bunu kabullenmek gerekiyor. Kabullenmek istemesen de … Gerçek … Acı gerçek … Hayatın ta kendisi …
Ruhum bedenime sığmıyor, isyanlarda. Taşmak, önüme çıkan ne varsa çarpmak istiyorum. Çarpa çarpa ufalıp, yokolup, bitmek için …
Feryatlarda yüreğim, avaz avaz bağırıyor, ama kimse duymuyor. Nafile …
Ağlamak istiyorum, gözyaşım bitene kadar … Gözyaşım; ruhumu, kalbimi bulunduğu durumdan kurtarıp, temizleyene kadar … Yepyeni, huzurlu, mutlu bir ben ve yanımda sen olana kadar…
Varsın ağlayışım aşktan olsun, Ne kadar sürer bilmem ama yıllarca sürse bile;
Ağlayacağım … Ağlayacağım ..
Yanımda sen olana kadar ..

gιzℓι ιη¢ι | |
|

Senin bir hayatın vardı, planların, zamanların vardı. Benimse hiç bir şeyim yoktu senden başka. Senin hayatında, senin planlarında, senin zamanlarında yaşadım sessizce. Orada olduğumu unuttuğun zamanlar olduğunda bile, kırılmadım sana. Sadece sevdim. Hep sevdim. Çok sevdim seni. Sessizce, hayatını izlerken, yaşadıklarınla yaşadığımı zannederken, sadece sevdim seni. Başka bir şey de elimden gelmedi.
Kenar süsü oldum hayatında, Yani olmasam da olurdu.
Sen mutlu olduğunda benim de mutlu olmam gerektiğini düşündün, ben de mutlu oldum. Hayallerimin ne kadar farklı olduğunu umursamadım. Hayallerimi umursamadım. Senin yanında olduğum sürece hiç bir şeyi umursamadım. Beklediklerim, istediklerim, düşündüklerim o kadar önemsizdi ki senin için; benim için de öyle oldu zamanla. Sadece yanında olmak, sadece sana bakmak, sadece sana dokunmak yetti. Ya da bana öyle geldi. Sen mutsuz olduğunda ben çekildim kabuğuma. Seni rahatsız etmemek için. Seni daha da mutsuz etmemek için. Tek önemli olan senin mutluluğun olduğu için...
Rezil ettim kendimi, Dağıttım İçtim Düştüm
Hayatım ellerimden kayıp giderken, ben senin hayatını süslemekle meşguldüm, fark edemedim. Yaşamımın gerisinde kalan zamanlarımın, en güzel zamanlarım olduğunu fark edemedim. Bir gün pişman olacağımı, o zaman çok geç olacağını bilemedim, vazgeçtiğim hayallerin bir daha asla gerçekleşemeyeceğini düşünemedim. Sadece sevdim seni. ÇOk sevdim. Başka türlüsü de elimden gelmedi. Kenar süsü oldum hayatında. Hiç bir şeyin olamamaktansa.
İçimdeki notayı, dinlediğim hiç bir şarkıcı tam basamadı... Ruhum detone oldu...
gιzℓι ιη¢ι ѕρα¢єѕι | |
|



İlk defa birisine yani sana bu kadar nefret duyuyorum.Sevgin yüreğimde ama nefretinde içimde...
Ne güzel başladı herşey'Beni seviyordun ve sık sık bana o tatlı sesinle seni seviyorum dedin.Sonra?Niye bitti sevgin?Belki hiç sevmedin beni,kendinide beni de kandırdın.Ama artık yeter!
Sana olan nefretim hergün bir parça artıyordu.Seni severken bile.Ama sesini duyunca unutuyordum herşeyi ve istediğin ben oluyordum karşında.Konuşmak istediklerimi konuşamıyor,isteğin doğrultusunda hareket ediyordum.Tutsak ettin beni kendine.Ve seninle konuşan,sana o sözleri sarf eden ben BEN DEĞİLDİM.Hayır hayır!Değiştirmiştin beni baştan sona.Sen ne istiyorsan yapıyordum.Neden?Çünkü seni seviyordum ve kaybetmek istemiyordum.Sonradan anladım ki sen sadece hayaller dünyasında ben olmadan yaşadığım bir sevdaydın.Hiç farkında değildin ama kişiliğimi değiştirdiğin benle yaşadın ne yaşadıysan.Asıl ben kayboldu ortadan.Çünkü sen onu sevmeye cesaret edemezdin.Beni sevsen bırakamazdın çünkü...Yüreğim seni öylesine sarardı ki artık hiçbir yer bu kadar sıcak gelmezdi sana...Ama sen istemedin.Çünkü gideceğin baştan belliydi.Biliyordum birgün beni kolu kanadı kırık bırakıp gideceğini...Yinede sevdim seni...
Artık sesini duymuyorum,duyuyrmuyorsun.İstemiyorum artık.Ellerimi her açtığımda benim ol diye dua ediyorum ama öyle nefret doluyum ki...Ağzımdan dökülen sözcükler istemiyorum diyor,kalbimse sen diye atıyor.Ne yapacağımı şaşırdım.Nefretim bile engel olamıyor seni sevmeme!Sevsem neye yarar?Sen belki hala onu seviyorsun.Belki değil onu seviyorsun.
YETER!YETER!YETER!Çık hayatımdan.Neyimsin ki zaten benim?Arkadaş,dost,abi?Hiçbiri değilsin.Çünkü beni nasıl sevdiğini bile bilmiyorsun.Ben belirsizlikleri istemiyorum hayatımda.Ne olursun ya gel ya GİT!!!Nefret ediyorum senden.Gelsende gitsende değişmeyecek.Sen benim NEFRETİMSİN...
|
gιzℓı ιη¢ι | | |
|

Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş."
Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? Nerdeyim, nasılım? Bilmiyorum. Derdim, kederim ne ? Biliyor musun yanıtını?... Neşemi, sevimcimi, yaşama gücümü yitirdim. O coşkulu, mutlu, umutlu günlerimi ne de çok özlüyorum. Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum. Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin. Zaman geçiyor, hayat geçiyor, ömrümde akşam çanları çalmaya başladı bile. İnsanın mutlulukları, heyecanları, hayatı, yaşadıkları geride kalıyor iki gözüm. Bizim gibileri yıllar geçtikçe daha bir duygusallaşıyor. Toplumların gittikçe bencilleştiği, duyarsızlaştığı dünyamızda olup bitenler beni hüzünlendiriyor. Acaba bu durumun bilincinde ve farkında olan çevremizde kaç insan var ? Binbir düşünce üşüşüyor beynime. Anılarla, özlemlerle boğuşmak beni yıpratıyor. İç acısıyla dolu, yaralı, bin yerinden vurgun yemiş bir gönülle acılara karşı umarsız olmaya çalışıyorum ama olmuyor. Belki bir gün son bulacak ufuklarda solar hüznümüz. Hala bir şeyler bekleyerek bulutsu bir sise gömülüyor her şey. Şimdi ise, gülmek-ağlamak arası monoton bir hayatın girdabında kaldım. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi. Silkinip çıkamıyorum. Gün ışığına, suya hasret bitkiler gibi tatsız ve tuzsuzum. İşte şimdi böyle bir insan oldum iki gözüm. Gayesiz ve huysuz . Evden sokağa her çıkışımda, penceremden dışarı her bakışımda, karabasan gibi çöken sis ve karanlık dokunuyor bana. Oysa ışık umut, umutsa hayat demektir. Ben mi o ışığı yitirdim, yoksa o ışık mı beni; bilmiyorum. Nedense hep geçmişe bir özlem duygusu büyüyor içimde... İşte böyle iki gözüm. Hangi gündeyiz? Bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz ? Bilmiyorum. Bilsem de, benim için artık hiç bir önemi yok.......... Uzun yıllar önce sevdamı yüreğime yükleyip geldiğim bu yabancı ülkede, koynunda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum. Suskunluğumu delicesine haykırmak isterken, içime ağuları akıttım ve öylece sustum. Kara bir diken gibi yuttum ve içime yığılıp öğlece kalakaldım. İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez. İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası.... Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Nesimi oldum yüzüldüm. Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm. Horlandım, ezildim, hakaretlere, işkencelere maruz kaldım. Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak, şarkılar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim. Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş. Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete, bu hasrete iki gözüm, nasıl? sorma ben kimim, adım ne, nereden geldim kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde kimi sevdim, kime özlemim kaç yıl sevda doldu iliklerime kaç yıl eksildim. tut ki, bir pınarım suyu kesik akamadım nazlı nehirlere tut ki susturulmuş binlerce türkü bastırılmış binlerce acıyım baştanbaşa aşk ve ateş tut ki, incinmiş bir gülüşüm gecikmiş bir düş bir ateşin çemberinde yarım kalmış sevinçler kanayan tut ki, kar altında sevincim bütün mevsimlere küsmüşüm kanadı kırık bir serçeyim tut ki dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek ateşin zulmünü gördüm suyun ihanetini baştanbaşa aşk baştanbaşa hasret susturulmuş milyonlarca türküyüm bir sarı çiçek bir sarmaşık belki çözer dilini yüreğimin ihanetlerin kilitlenmiş

gιzℓı ιη¢ι | |

Neden bu kadar çok sevdirdin kendini yar ? Neden...Gittin ama hala içimde kanıyor adın.. Unuttun ama hala içimde kırılıyor hatıraların... Neden bu kadar çok sevdirdin kendini ? Adımı dudaklarına almazken, niye ben hala senin adınla başlıyorum sensiz sabahlara ? Niye ? Sen sevgimi pişmanlıklar tek tek yakarken, ben niye hala gülüşlerini katıyorum puslu yarınlarıma ? Niye.?. Senle başlayıp benle biten cümleler kur bana…
Gittiğin halde niye kanıyor kelimelerim ? Neden sevgili.? Sana ne yaptım ben ? Sana ne yaptım ki bu ayrılığı, bu sessizliği reva gördün bana ? Seni sevmekten başka ne yaptım sana ? Geleceğini mi çaldım, hayallerini mi kararttım..? Seni sevmekten öte, yüreğimi sana vermekten öte sana ne yaptım ki. ? Neden kadar sevdirdin kendini sevgili ? Neden ?
Ben bu satırları gözyaşımda tasdiklerken, sen sıradan bir yazıymışçasına yüreğinle susacaksın. Ahizeyi kaldırıp sesinden “ iyi misin “ cümlesini geçmeyecek bir merakı bile hak etmedim değil mi ? Hadi söyle…Ahizeyi kaldırıp bir iyi hal sormak bile bu kadar zor mu sevgili.. Aşk kelimeleri istemiyorum artık.. Sadece telefonda söylenilecek en küçük bir kelimeyi bile duymaya razıyım. Yeter ki senin yüreğinin sıcaklığını taşısın kelimeler..
Hiç gelmeyeceksin biliyorum..Sen olmayacaksın ama güneş hep sensiz inecek perdelerime. Baharlar gelecek avuçlarıma.. Ama hep sen bende kanayan yara olacaksın. Senden sonra hiç kimseyi sevmeyeceğim . Hep senin gülüşünü anımsayacağım. Hep senin sözlerini..Sana ait bir şeyler arayacağım…Ama hep vazgeçeceğim. Seni hatırlatan kelimeler arayacağım satırlarında.. Hiçbir kadını sevmeyeceğim…Çünkü her kadın da seni arayacağım..İşte bu yüzden, seni sensiz yaşatacağım….Sana söz sevgili, seni sensiz büyüteceğim sisi eksik olmayan sabahlarda..
Gittiğin günden beri gözümden tek bir gözyaşı akmadı…Kirpiklerimden akan sadece yüreğimdi.. Sensiz biten her gece yüreğimden bir parça koparıp kapına bıraktım..Bağırdım sensiz gecelere.. Seni bu kadar çok sevdiği için küfürler savurdum kendime.. Yerden yere vurdum kalbimi. Kör bıçaklar biledim yüreğimin senle başlayan kelimelerinde. Susmayı denedim bir de unutmayı..Ama hiçbir zaman ibi “ seni sevmiyorum “ diyemedim..Çünkü, ben seni unutmak için sevmedim ki…
Biliyorum gelmeyeceksin. Hayat boyu sensizlik duracak aramızda. Ellerimiz hep ayrı dağlara uzanacak, sırtlarımız hep ayrı duvarlara yaslanacak.. Ve biliyorum bu satırları okurken “ ben sana hiçbir zaman ait olmayacağım “ cümlelerini haykıracak yüreğinBiliyorum, sevdigim her kadın biraz sana benzeyecek. Gözlerinin içine baktığımda “ senin gözlerinin “ olmadığını görünce ölmeyeceğimi sanıyorsun…Offf lanet olsun ki senden bir daha yok ki.. Hiçbir zaman senin gözlerinde izleyemeyeceğim hayatı.. Hiçbir sabah senin sesinle uyanmayacağım. Hiçbir zaman omuzlarına başımı yaslayıp şiirler okuyamayacağım sana ….Kıyılarıma hep sensizlik vuracak…
Biliyor musun seni en çok akşamları özlüyorum. Karanlık odamın ışıklarında senin gözlerin olmalıydı. Akşam iş dönüşü demir kapıda sen karşılamalıydın beni, dört duvar yalnızlığı değil ! Yorulmuş bedenim senin gülüşünle dinlenmeliydi. Huzur kokan ellerinden içmeliydim bir yudum suyu, senin gözlerinde bilmeliydim gül kokulu mutluluğu…Ama işte yine sensizlik var perdelerimde…Uykularım darmadağın..Göz çukurlarım hep ıslak…Yollarım ise hep sana ırak…Söyle bana sevgili neden bu kadar sevdirdin kendini ? Neden ?....

|

Her şey senin için sevgili. Gururumu ayaklar altına alıp; geleceğin günün umuduyla beklemelerim, beklerken yaşadığım sıkıntıları sineye çekişim, hayallerimi ıslatıp gecenin morumsu dalgalarında; umutlarımın üstüne paspas çekişim; geleceğini hazırlamak için çaba sarfedip yorulmalarım ve bir cümleye sığdıramadığım tüm acılara katlanışım, hayata dair sana güzellikler sunabilmek ve seni bir ömür mutlu kılabilmek adına ne varsa omzuma yüklenişim, hepsi senin için!..
Bu zamanlar içinde; yaşamı uyku ve iş arasında sıkıştırmışken; düşlerimi senin olduğun bir anda yaşamak ve işimi senin dünyanı hazırlayabilmek için en iyisini yapmaya çalışarak geçirdiğim anlara sığdırırken; sen bir dakika bile aklımdan çıkmıyorsun ve ben peşinde seyyah olan ruhumun yanına tüm bedenimi yoldaş kılıp seni düşünüyorum. Çünkü bugüne kadar hasret kaldığım; sevgi, mutluluk, aşk; sıcak tebessümler ve seninde içinde olduğun hayallerin gerçekleşmesi; aklına ne gelirse hepsini sende bütünleştirdim. Sende bulacağıma inanıyorum ve ben dünyamı senin olduğun bir gezegenin tam kalbinde kurdum. Yağmur yağıyor dışarıda sevgili; bilirsin çok severim yağmurda yol almayı ve o hüzün damlalarıyla buluştukça tenim; hayat denilen çamurlu yolda üstüme sıçramış ne kadar pislik varsa hepsinden temizlenmişçesine rahat hissederim. İşte öyle bir geceydi bu gece; önce demli birkaç bardak çayla-sanki seninle karşılıklı içiyormuşçasına bir hayal içinde- dinlendim; yol boyunca “Ah Sevgili” diyerek yağan yağmurla temizlendim ve şimdi sensizliğin kol gezdiği, yokluğunun eşkıya kesildiği, kimsesizliğimin; ıslak sokak kedileri gibi kendini üşümüş bulduğu bir odada seni yaşayarak, bir parça mutluluk kırıntıları biriktiriyorum yüreğimde… Yarın bana güç verecek bu kırıntılar biliyorum. Bugünün acılarını yarınınkilere ekliyor; derviş hırkası giymiş bir beden, ruh edasıyla sabır ediyorum.
Özledim be gülüm, hayalinin iri gözlerinde kendimi bulmayı özledim, seni şiir tadında görmeyi özledim; hasretinle yanmalarımın sıcaklığını ve sende ne bütünleştirdiysem hepsini sende yaşamayı özledim. Hayalin senden mi öğrendi vefasızlığı? Beni böylesine özlemler içinde kıvranırken görmemek, acı çektiğime şahit olmamak için mi gelmiyor yanıma eskisi gibi? Düşüncelerim, düşlerim ve ben o kadar dağıldım ki sevgili, cümlelerimde olmasa varlığın; kendimi bulamasam hayalinin güzel gözlerinde ne yapardım, bilemiyorum.
Canım; ne olur artık sensizliğin soğuk koynunda özlemlere mahkum bir ruh olarak çaresiz bırakma beni, sana çok ihtiyacım var ve ellerinin sıcaklığını bulurken ellerimde; sen yanımdayken seni özlemenin hazzını çok görme bana da; şu ıslak caddelerde, kimsesiz köşe başlarını bir bir dönerek; ad
ımlarını aşkla atıp, karanlık gecelerin içinde yok olan sensiz sokaklara izini bırakarak gel bana….
Ötesi yok yokluğunun ve ben artık yokluğuna dayanamıyorum. Cümlelerin son bulduğu anlardayım şimdi… Yine yoksun… Söz bitti!...

»»-(¯`·.·´¯)-» gιzℓι ιη¢ι «-(¯`·.·´¯)-«« |
|
Artık yazamıyorum sevgili sana
İçimden gelenleri dökerdim ya kağıtlara sayfalarca seni anlatırdım, artık yapamıyorum.. neden diye soruyorum deArtık yazamıyorum sevgili sana
İçimden gelenleri dökerdim ya kağıtlara sayfalarca seni anlatırdım, artık yapamıyorum.. neden diye soruyorum derin bir düşüncenin ardından bile cevabını bulamıyorum
Artık özlemiyorum sevgili seni
Arada bi aklıma geliyorsun , sonra kızıyorum kendime neden hatırladın diye.. sen nasıl unuttuysan bende unutmalıyım seni öyle ya.. birtek bunu istemiştin benden.."YaPmalıyım.."
Artık ağlamıyorum sevgili Güçlüyüm..
tıpkı sen gibi.. Hüzün dolu bakışlarlada izlemiyorum çevremde olup bitenleri biliyorum inanmıyacaksın ama galiba Unuttum seni Arkadaşlarım bile şaşırıyor onca çektiklerimden sonra gülümsemeyi yeniden becerebilmeme
Eskiden yolda kimi görsem sen sanırdım ya,heyecandan titrerdim Seni görebilmek için dualar ederdim , Ama şimdi "sakın çıkma karşıma!" Bensiz yapamazsın demiştin ya hani ; yapabiliyorum galiba
...Ta ki bugüne kadar... Sesini duymadan geçirdigim 8.günümdü bugün Neden çıktınki karşıma? Görmezlikten gelseydin keşke , agzından çıkan o tek Günaydın kelimesini de söylemeden gitseydin.. niye baktın ki öyle gözlerime ? İçim acıyor canım yanıyor
Şimdi ne güçlü oldugumu düşünüyorum ne de seni unutabildigimi..!!
Beni boşverde sevgili Söyler miisin sen ne istiyorsun benden ?
Ben zorda olsa vazgeçtim sevgili senden; Sende neolur vazgeç hayatımı altüst etmekten
rin bir düşüncenin ardından bile cevabını bulamıyorum
Artık özlemiyorum sevgili seni
Arada bi aklıma geliyorsun , sonra kızıyorum kendime neden hatırladın diye.. sen nasıl unuttuysan bende unutmalıyım seni öyle ya.. birtek bunu istemiştin benden.."YaPmalıyım.."
Artık ağlamıyorum sevgili Güçlüyüm..
tıpkı sen gibi.. Hüzün dolu bakışlarlada izlemiyorum çevremde olup bitenleri biliyorum inanmıyacaksın ama galiba Unuttum seni Arkadaşlarım bile şaşırıyor onca çektiklerimden sonra gülümsemeyi yeniden becerebilmeme
Eskiden yolda kimi görsem sen sanırdım ya,heyecandan titrerdim Seni görebilmek için dualar ederdim , Ama şimdi "sakın çıkma karşıma!" Bensiz yapamazsın demiştin ya hani ; yapabiliyorum galiba
...Ta ki bugüne kadar... Sesini duymadan geçirdigim 8.günümdü bugün Neden çıktınki karşıma? Görmezlikten gelseydin keşke , agzından çıkan o tek Günaydın kelimesini de söylemeden gitseydin.. niye baktın ki öyle gözlerime ? İçim acıyor canım yanıyor
Şimdi ne güçlü oldugumu düşünüyorum ne de seni unutabildigimi..!!
Beni boşverde sevgili Söyler miisin sen ne istiyorsun benden ?
Ben zorda olsa vazgeçtim sevgili senden; Sende neolur vazgeç hayatımı altüst etmekten
gιzℓı ιη¢ι
| |
|
incinin öyküsü
Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su uzerinden akip gecsin diye, kabugunu acmis. Su icinden gecerken, solungaclari yiyecek toplayip midesine gonderiyormus. Aniden, yakinindaki bir balik, bir kuyruk darbesiyle kum ve camur firtinasi yaratmis. Istiridye de kumdan nefret edermis; zira kum oylesine puruzluymus ki kabugunun icine kacarsa son derece rahatsiz olurmus. Istiridye derhal kabugunu kapamis ama cok gec kalmis; Sert ve puruzlu bir kum tanecigi iceri girip, ic derisi ile kabugun arasina yerlesmis. Kum tanesi istiridyeyi ne cok rahatsiz ediyormus. Ama, kabugunun icini kaplamasi icin kendine verilmis olan salgi hucresini hemen calistirarak, minik kum tanesinin ustunu kaplamaya baslamis; ta ki, nefis, parlak ve duzgun bir ortu olusana kadar...
Istiridye, yillar yili, minik kum taneciginin ustune katlar eklemeye devam etmis ve sonunda muthis guzel, parlak ve son derece degerli bir inci olusmus. Karsi karsiya oldugumuz problemler bu kum tanecigine benzer, bizi rahatsiz ederler ve niye bize bu derece eziyet cektirip asabilestirdiklerine sasariz; fakat ; ... azmin getirdigi cesaret ve kuvvetle, sorunlarimizin ve zayifliklarimizin ustesinden geliriz. ...daha alcakgonullu, isteklerimizde daha israrli, cevremizdekilere daha yakin, daha akilli ve sorunlarimiza karsi daha dayanikli hale geliriz. ...gizli gücümüzle, yasamımızdaki pürüzlü kum taneciklerini, bize kuvvet veren ümit ve ilham kaynagi olan degerli incilere dönüstürürüz....
ümitsiz olmayın ümit SİZ olun....

gιzℓι ιη¢ι.ѕρα¢є |
|
Sen benim sevgimi değil ben sana sevgimi harcadım sevgilim! Ben seni öyle sevdim üstüne alınma sebebi sen değildin. Seni ben sevmek istedim diye sevdim! Sevmek için seni seçtim pişman da değilim!
Ben sende sen dâhil kimsenin göremediklerini sevdim sakladıklarını gizlediklerini sevdim. Ben senin sevilmeye değer bulmadığın taraflarını sevdim. Çirkinliklerini kötülüklerini çekilmezliklerini bencilliğini kinini nefretini sevdim.
Ben senin gün aşırı başka birine dönüşmeni izlemeyi sevdim. Başka bir adama her dönüştüğünde başka bir kadın olmaya soyunup seni bambaşka ama yine sınırsızca sevmeyi sevdim.
Ben sendeki doyumsuzluğu sevdim. Arsız çocuklar gibi “beni daha çok sev” demeni gezdirirken parmaklarımı saçlarında kıvrılıp kucağımda uykuya dalmanı ve en çok da yüzünde beliren o tarifsiz masumiyeti sevdim.
Bir kâbusun orta yerinde sırılsıklam uyanıp yüklenip korkularını tek söz etmeden çarpıp kapıyı gitmeni sevdim.
Gece yarıları tavana diktiğin gözlerine vakitsiz yerleşen kederi ve bir de dudak kenarlarına sinen o içsel devinimlerini görmeyeyim diye pencere kenarlarında dikilip uyumamı beklemeni ve en çok da uyuduğumu sanıp arka odada gizli gizli akıttığın gözyaşlarını sevdim!
Hiçbir şeyden mutlu olamayacak portresi çizerken sen ben seni mutlu edebilme ihtimalini sevdim!
“Sıkıldım artık senden!” derken bile yanımdan bir adım öteye gidemeyişini sevdim.
Sen ağız dolusu küfürler ederken bana suskunluğa sığındığımda sabrımdan usanıp çıldırıp önüne geleni devirip kırmanı sevdim! Hırsını alamayıp kalbimi kırdığındaysa sarhoş olana dek içmek için dışarı çıkıp sabaha karşı yatmadığım uykumdan beni kaldırmanı sahil boyu tek kelime etmeden saatlerce el ele yürümelerimizi sevdim!
Şefkatim ağır geldiğinde kabadayılığa soyunmanı sevdim. Yersiz kıskançlıklarınla ve kuruntularınla zehir ettiğin geceleri bile sevdim.
Üstünde başka kadınların kokularıyla ve zafer sandığın tek gecelik kaçamaklarının vicdan azabıyla kapıma dikildiğinde seni içeri alıp sonsuz bir merhametle sana sarıldığımda gözbebeklerinde beliren o çocuksu şaşkınlıklarını sevdim!
İçinde yanan ihanet ateşinin sıcaklığına dayanamadığında benim de seni aldattığım yalanına kendini inandırmak için çırpındığında vakitsiz beni sorgulamanı sevdim en çok da aslında doğru olmaması için içinden dualar ederken bana inanmayan gözlerle bakmanı sevdim.
Seni bıkmadan usanmadan böylesine fütursuzca sevebildiğim için sana olan sevgimden tükenmek bilmeyen sabrımdan merhametimden ve şefkatimden nefret etmeni bile sevdim!
Ben senin çevrendeki tüm o kalabalığa rağmen içini kaplayan kimsesizliğini sahiplenmek isteğiyle yanıp tutuştuğum sahipsizliğini paylaşmaktan korktuğun yalnızlığını sevdim.
En çok da arınmaya çalıştıkça çoğalan günahlarını bana duyduğun o yapay kini apansız hortlayan saklamaya çalıştıkça eline yüzüne bulaşan o başıboş kederini sevdim.
Ben senin beni başka kadınlarda arayışını sevdim. Bazen beni kıskandırmak bazen kendini kandırmak için başka kadınlara gidişini kazanmak için gittiğin uzaklardan yaralarını sarmam için yine bana dönüşünü yalnız onlara değil bana ve en çok da kendine yenildiğinin farkındalığında arınmak için bana sığınmanı sevdim.
Ben senin çocuksu inatlarını sevdim. Bazen neyi savunduğunu bile unutarak saçmaladığına aymanı sana “haklısın canım” derken aslında içten içe ve sessizce haksız olduğunu kabullendiğini gizlemeni sevdim.
Ben seni şahitsiz sevdim seni tutanaksız belgesiz sevdim. Kafanı karıştırdı korkuttu seni bu sevgi oysa çok basitti her şey; ben seni sevmek istedim diye sevdim!
Beni sevip sevmemen umurumda bile değildi ben seni sevmeyi sevdim ben seni böyle sevebilmeyi sevdim! Ben seni hem senin yerine hem benim yerime sevdim! Ben seni her gün her gece hep başka türlü sevdim.
Benim seni sevdiğim gibi başka birinin seni sevemeyeceğini ve bunun şimdilik farkında olmadığını bilerek sevdim sevgilim! Günün birinde belki benim sevdiğim kadar başka bir kadın daha sevecek seni ama kimse benim sevdiğim gibi sevemeyecek ne yazık ki bu da benden sana kalacak kara bir lanet sevgilim!
Sen benim sevgimi değil ben sana sevgimi harcadım sevgilim!
Ben seni öyle sevdim üstüne alınma sebebi sen değildin. Seni ben sevmek istedim diye sevdim! Sevmek için seni seçtim pişman da değilim! Seni sevmem için varlığına ihtiyacım yok çünkü ben seni sana rağmen sevdim

gιzℓι ιη¢ι
| |
|
Sen, belkide bu mektubu sana yazdığımı hiç bilmeden okuyacaksın. Ben, senin bunu okurken parmağınla yanağına dokunduğunu, gözlerini hafifçe kıstığını, saçlarını ardına attığını görmeyeceğim.
Elimin uzanamadığı yerlere kelimelerimle sokulmaya çalışmamın, kırılgan harflerden kurulmuş görünmez bir köprüden sana doğru yürüken düşmekten böylesine kokrmamın, sana tek bir bakışla anlatabileceğime inandığım ve birçoğunun belki bir ismi bile olmayan birçok duygunun herbirine isimler bulmaya uğraşmamın beni nasıl yaralayıp yorduğunu bilmeyeceksin.
İleride bir gün bana çok karmaşık ve anlaşılmaz görünecek olsalar da, şu anda bana, kendime saplamak için elimde tuttuğum çelik bir bıçak gibi sade ve içmeye hazırlandığım zehirli bir su gibi berrak görünen duygularımın, keskin ve yakıcı tadını onların üstünü örten sözcüklerin altından çıkarıp çıkarmamakta duyduğum kararsızlığı da herhalde sana hiç anlatamayacağım. Halbuki bütün korkunçluğu sadeliğinde gizli olan duygularım o kadar açık ki..
Yorulduğumda, bıktığımda, yenilginin tam kıyısında durduğumu hissettiğimde, beni sadece bana dokunarak iyileştirebileceğini biliyorum.
Yalnızım..
Kendimi yalnız hissediyorum ki, bu yalnızlıktan da kötü..
Benim yalnızlığımı ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu anlayacak senden başka kimsem yok.
Ve sen de yoksun.. Belkide hiç olmayacaksın..
Sözcüklerden oluşturmaya uğraştığım bir köprüden sana ulaşmaya çalışacağım.
Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdıklarımı şakacı gülüşlerimle reddedeceğim.
Beni birgün görürsen, gördüğünün bu satırları yazan kişi olduğuna inanmayacaksın.
Duyduğum aşkı, özlemi ve bunları duymaktan duyduğum korkuyu güvenli bir duruşun ardına saklayacağım.
Yüzümde satırlardan bir iz aradığında, onlar orada olmayacak.
Sana nasıl yalvardığımı hiç işitmeyeceksin, sıradan bir ''nasılsın'' sözcüğü saklayacak o yalvarışı.
Ama bütün bunlar, bu sahte kibir, bu şakacı gülüş, bu sıradan ''nasılsın'' sözü, bu güvenli duruş, içimdeki sesi dindirmeyecek.
Bütün bunlara hiç aldırmadan bana sarılmanı bekleyeceğim. Bazen benden annenden korktuğun gibi korktuğunu, bazen beni çocuğunu okşar gibi okşadığını görmek isteyeceğim.
Aralarında dolaştığım kalabalıklar içinde benim yalnızlığımı gören ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu sezen bir tek sen varsın.
O kadar sadeki duygularım..
Kırılgan bir köprüden sana doğru yürüyorum.
Sana ulaşamazsam, sesim ve kelimelerim sana değmezse ve sen bana bir daha dokunmazsan, işte o zaman korkarım sonsuz ve sensiz bir boşluğa yapayalnız düşeceğim.
Beni tut, beni herşeye rağmen tut!..
gιzℓι ιη¢ι | |
|
 Sana akıyorum, hiçbir şey bu akışı geri çeviremiyor. Çünkü sen her taraftasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda. Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam ulaşılacak her noktada sen duruyorsun. Sana akıyorum, çünkü senin yolunda yürüyorum. Önüme çıkan hiçbir sapak, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürümenin en zor olduğu yol bu belki de. Ama tozundan, toprağından, çakılından, çalısından şikayetçi değilim ben bu yolun. Sana ulaşmak için attığım her adımla mutlu oluyorum. Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım. Doğa, her cinsin yaşayabilmesi için nasıl kurallar koymuşsa, benim yaşamamın da var olmamın da kuralı sensin. Sana akıyorum, çünkü sesin de cismin de kuşatmış durumda beni. Senin kuşatmana karşı savunma yapmıyorum. Kalemin bütün kapıları açık. Yıkıcı bir kuşatma olmadığını biliyorum. Böyle bir teslimiyet rahatsız etmiyor beni. Sana akıyorum, çünkü yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça kendimi görüyorum. Sesine yüklediğin gizli anlamları çözerken hep kendimden bir şey buluyorum. Sana akıyorum, çünkü paylaşacak daha çok şeyimiz var. Bugüne kadar paylaştığımız her şey, daha sonra paylaşacaklarımızın da habercisi. Hayatın herhangi bir yerinde bir çiçeği birlikte tutup, birlikte koklamak, sonra o kokunun bize verdiği hazla sıkı sıkı sarılmak istiyorum sana. Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz, delice sevmenin ne anlama geldiğini biliyorum. Birini böyle seveceksem, bu sadece sen olmalısın. Sana akıyorum, çünkü seninle yaşamak sonu hiç gelmeyecek bir şölene benziyor. Bu şölenin tadını çıkarıyorum. Böylesine keyifli, böylesine eğlenceli bir şöleni yarıda bırakıp gitmek istemiyorum. Sana akıyorum, çünkü 'hayatın uslanmaz ruhusun' sen. İşte ben bu ruha aşığım aslında. Seninle yenileniyorum, seninle yüreğime çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa arınıyorum. Sana akıyorum. Bütün coşkumla... Aşka dair ne varsa benimle birlikte onlar da akıyor sana. Benim gibi coşkun bir denizi aktığı yolu çok iyi bilen bir ırmağa çevirebilecek tek güç sendin. Orada kal. Ayrılma yolumun üzerinden. Sana ulaşamasam da bu yolda olmak bile yeterli bana.


ⓖⓘⓩⓛⓘ ⓘⓝⓒⓘ |
|
BANA MEKTUP YAZ
Sevgilim,yabangülüm!.. Bana mektup yaz gittiğin yerlerden... Aynaya aksedenleri, yaşadıklarının azını ,gördüklerinin birazını anlat bana... Benden giderken yorgun anılarını doldurduğun
bavulu anlatma bana... Mayın tarlasının ortasında patlayan aşkımızın sende bıraktığı kalıntılardan söz etme bana... Kanayan dudaklarından bahsedip de kabuk bağlamış yaramı kanatma sevgilim!.. Ezberlediğim güzelliğini anlat bana yabangülüm... Küçük evini anlat bana,bahçesine ektiğin çiçekleri anlat... Benim için kırmızı bir gül ek bahçene ve onu
anlat bana özene bezene... Sabah odana dolan güneşin seni nasıl uyandırdığını anlat... Uyandığında yüzünü örten uzun saçlarını nasıl
bertaraf ettiğini anlat... Saçlarına yaptırdığın gölgeleri anlat,hayatın gölgelerini
anlatma ne olur!.. Ve sevgilim rüzgarları bile kıskandıran saçlarından bir tutam bile kesmeyeceğine dair söz ver bana... Pencerenin pervazlarına konan kuşlarla muhabbetini... Sahil kenarında simitini bölüştüğün martıları anlat bana... Kuğu gibi zarif boynuna taktığın inci kolyeni... Dudağının kenarında ki zamanın oluşturduğu
kıvrımları anlat bana... Ellerinin hala eskisi kadar güzel olduğundan bahset... Beklediğin otobüs duraklarını anlat bana... Yağmurları anlat ama gökyüzünden yağanları... Yüreğine yağan yağmurlardan bahsetme olur mu?.. Yeni çıkan şarkılardan,okuduğun şiirlerden dem vur bana... Yürüdüğün yollardan ve mutlu olduğundan bahset... Gülümseyişlerini anlat bana doğan güneşe inat... Tek damla gözyaşını dökme mektuba sakın
yazılar silikleşmesin,kahretme beni!.. Ve sevgilim benden mektup bekleme sakın... Ben senin giderken kanayan parmaklarına iliştirdiğin bavulun içinde ki yorgun anılardan biriyim artık... Bana mektup yaz sevgilim!.. Beni mektupsuz bırakma emi?..

GİZLİ İNCİ
| |
|
|
Hoşçakal Birtanem!...
Ben'li çilelerin, ben'li pişmanlıkların bitti artık. Dilediğince özgürsün... Mavi gökyüzünün altında istediğin düş ülkelerine kanatlanabilir yüreğin...Dilediğin mevsimlerde delice ıslanabilir gözlerin... Bana çıkan tüm yolları adres defterlerinden sil artık.. Adımın üzerini kalın harflerle işaretleyip kaldır beni hatıralarının en tozlu raflarına...
Bana dair tek bir satır kalmasın , tek bir cümle olmasın dudaklarında.. Madem sana acı çektiriyorum, madem ben sende pişmanlığı anımsatıyorum bırak bitsin bu çile..Ben sana acı çektirmek için gelmemiştim.. Ağır yaralı yüreğine umut diye girmiştim oysa.. Şimdi sende " kanayan pişmanlık " olmuşken unut beni...Hiç yaşanmamış say yaşananları.. Ben'li hatıraların üzerine karanlığı ört ve kapat tüm perdelerini.....Bana kattıklarını, bana bıraktıklarını topla yüreğimden... Sözlerini, yeminlerini sök dudaklarımdan...
Ama bir şeye dokunma ne olur...Seni " sen " diye seven yüreğime dokunma...Dokunma, acıtır yalnızlığım yüreğini.. Dokunma, kanatır diz boyu karanlığım o ince dudaklarını....Hayatımda yenilmeye alışmışken senin yenilgine de alışırım ben...Ben nice yürekte canlı canlı gömüldüm senin zaferlerine de alışırım...
Bırak dokunma kanayan yaralarıma..
Cennet kokulu tenini sıçramasın kirli yüzümden akan yalnızlıklarım...Daha fazla acıtmasın pişmanlıklarda avutulmuş hatıralarım....Topla cümlelerini dudaklarımdan... Her şey bitti artık...Ve her şey bitmişken, sana git demeyeceğim....
Gitsen de tek bir kelime bile etmeyeceğim.. Susmalıyım. Susuyorum...En derininden, en acısından suskunluğumda saklı cevaplarım... Belki de tüm cevaplarım soruların da saklı.... ....Bana kalan acıları, bana bırakılan yenilgileri- sevgin için bedenimi yüreğimi semer bileceğim - sırtıma yüklenip gidiyorum...Kapıyı aralamana gerek yok sevgili.. Sana geldiğim yollardan gitmeyi de bilirim ben....Gerek yok " en iyisine sen layıksın " sözleriyle avutulmuş devrik cümlelere...Ben iyi bilirim tozlu yolları....Gidiyorum, tüm zaferlerin başkumandanı olarak ayrılığın ganimeti olarak tüm hatıraları yakabilirsin..
Ben'li tüm yaşananları da unutabilirsin...Artık söze gerek yok...Gitmeliydim ama bu kadar erken değildi..Gidiyorum bir bedende " yüreksiz " yaşamayı öğrenmeye gidiyorum..Gidiyorum öznesi çalınmış cümlelerde sana " susmaya " gidiyorum....
Biliyorum sen bensiz de yaşabilecek kadar güçlüsün..Hayata kaldığın yerden devam edeceksin
...Noktasız, virgülsüz...Oysa ben..Oysa ben yaşadıkça hep bir eksik vereceğim sabah ictimalarında..Hep bir sen eksik olacak nefes almalarım..Artık öznesiz paragrafların içinde yarım cümlelik olarak sayılacağım...Artık ben " sensiz " varolacağım....
Topla cümlelerini dudaklarımdan..Bana vaat edilmemiş yarınlarımı da yanına al...Bir de benimle yaşadığın mutlulukları. Bir de sana yazdıklarımı.Kötü bir gününde gözyaşlarını kurulamak için kuru bir peçete niyetine kullanırsın senli satırlarımı...
Unutmadan bir teşekkür borçluyum sana; kısa bir süreliğine de olsa yarımlığımı, yalnızlığımı unutturduğun için
...Ve de yaşattığın tüm mutlulukların için....Teşekkürler sevgilim....Giderken sakın ardına bakma...Gözlerin pişmanlıklarında, günahlarında kalmasın...:*(
Sana paylaştırılmış her acına ben yüreği kefil gösterdim..Sen yüzünü aydınlığa çevir sadece..İnan bana bensiz hayatta seni hep mutluluklar bekliyor olacak...Çünkü sensiz bir yerde yaşarken bile her nefesimde bin dua saklı olacak sana...
Artık mutluluğa kanatlanma zamanın geldi...
Bensiz olsan da; Her güneş, gözlerine doğmaya, Her rüzgar, saçlarında dolaşmaya gelecek... Hadi git....
Varlığımda acı çekmektense, Yokluğumda mutlu ol.... Çünkü; mutluluklar en çok sana yakışıyor...
"Topla cümlelerini dudaklarımdan... Her şey bitti artık... Maviler kadar özgürsün artık... Dilediğince uçabilirsin.... Yolların hep Cennete çıksın...."
Bensiz hayatında mutluluklar dilerim... Hoşcakal bitanem/ hoşcakal yüreğimi adadığım ömrüm

gιzℓι ιη¢ι | |
|
Önce Sen Gel Sevdiğim ....
Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...
Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…
Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde... Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi... Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok… Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…
Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...
Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla... Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...
Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, ne kadar çok sevdiğimi ...
Önce sen gel sevdiğim.. solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin
gιzℓ ιιη¢ι  | |
|
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim...
"Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... "
Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.
Yine senden habersiz...Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz...
Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen...Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen birtanem din!
Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel'din... Aşk Özel'di....
"Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye...
Önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye...Sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi...
Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım...Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!
Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum...Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum...Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu....Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"!
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum...Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi...
Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdimden hiç bahsetmeseydim Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum! Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum. Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...
Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum!
Ne zaman Aralık'ta bir yağmur yağsa, ben geceler'de ıslanıyor olacağım,Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arıyor olacağım...
Ben Kaybettim... Sen Kazandın! Artık sesimi duymayacaksın...
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ama ben artık gidiyorum..
Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile...
Ve Lütfen, Aralık'ta yağmur yağdığında sakın İstiklale gelme.
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum....
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...


gιzℓι ιη¢ι
|
|

Benim gözlerim yine uzaklara dalgın,yine kirpiklerimde tuz var.. Tırnaklarım avuçlarıma kan oturtmuş, öfkeliyim,susuyorum ağlarken.. Aşka dair şarkılar çalmasın artık, acıtmasın yüreğimi.. Yoruldum her şarkıda seni düşünmekten, seni bulmaktan, seni özlemekten.. Derin nefesler çekiyorum içime, senin hasretini içime çeker gibi..

Soluyamıyorum geriye, içimde kal diye.. Ne vardı bu kadar sevecek, ya da ölesiye güvenecek.. Aşk kimi güldürmüşki? Ya da ne kadar olmuşki ömrü mutluluğun.. Gözlerimdeki ışıltıyı yitirdim, yaşama sevincimi, umutlarımı, sitemlerimi, beklentilerimi yitirdim.. Kendimi yitirdim sensizlikte.. Her sabah yeni bir role hazırlanıyorum, sahneye çıkacakmışım gibi.. Bana en yakışan rengi giyiniyorum ...
Gülümsüyorum.. Kıyametler kopuyor içimde..Aşıklara bakmıyorum artık, içimden bir şeyler kopuyor sanki Yorumlayamadığım rengarenk bir tabloya bakar gibi oluyorum.. Bu mutluluk resimleri gerçekmi? Hepsi sahtemi.. İnanmıyorum artık, inanamıyorum.. Yaşadığım sürece gerçekti.. Oysa şimdi.. Gece olunca kaldır başını bak gökyüzüne.. Kaç bakışım kaldı orada, ya da kaç sabah doğan güneşe dokundum sen diye.. Ben seni oralarda aradım.. Her zaman bulabileceğim ama asla seni göremeyeceğim yerlerde.. Sensizlik böyle bir şey işte.. Ben tükeniyorum, hasretler çoğaldıkça..

gi乙レi i刀ci
|


KENDİNE İYİ BAK
Kendine iyi bak' bir 'veda' değil 'elveda' cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...
'Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım, olamayacağım. İstesem de istemesem de... Sevdim seni bir zamanlar, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.' ... 'Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.' ... 'Kendine iyi bak. Aramızda geçen her şeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle baş başa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum.' ...
Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalayıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine 'Kendine İyi Bak' gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar... Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar.
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez 'Kendine İyi Bak' derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kereden fazla kaldıramayacaklarını bilirler. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiçbir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek.
Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler. Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet... Suçlatmazlar kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın..
Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler. Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Her şey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler.
'Bitti' diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. 'Kırıldım ve affedemiyorum' diyemedikleri için kendine iyi bak derler. 'Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım' diyemedikleri için kendine iyi bak derler. 'Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum' diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler. Kendine iyi bak bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin...
Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçsisin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsem seni, keşke sen de affedebilsen beni.. Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak her şeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? ... Sahiden, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?
boşver her şey olması gerektiği gibi olsun. Öyleyse...Sen de 'Kendine İyi Bak.
Kendine iyi bak derler, kurşunu kafana sıkıp giderler…

gιzℓι ιη¢ι | | | |
|
|
|
Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,
seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca
seni özlemek geliyor içimden. Sana yazmak.''Sana seni Yazmak''
Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...Sana ait yüreğimin derinliklerinden
kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı
alnından öperken yağmur taneleri gibi, tüm benliğimle sana yağmak istiyorum...
Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen
varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.
Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum.
Sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.
Bu gece yine yağmur yağıyor.
Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.
Yağsın, yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!
Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...
İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime, işte seni yazıyorum!!!
Bu gece yine yağmur yağıyor.
Sen yoksun oysa biliyorum ve üşüyorum.
Sensiz kaldığım saatlerde, gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece.
Sevdamı, umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.
Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor.
Sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.
Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın.
Gecenin en karanlık anında. o, doya doya bakamadığım gözlerin,
gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden
bir gül açsaydı yanaklarında, yetmez miydi? Bir bakışın bir ömre değmez miydi?
İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun
yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime...
Yalnız ve bom boş odamda sen varsın hala. Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...
Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.
Seni arıyorum, erimekteyim... Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...
Ve gökyüzü yüreğimde.......
| | |

resmin hala asılı duyuyor.. Söküp atamadım kalbimin duvarından... şu gözlerim hala dalıp dalıp gidiyor.
bir türlü dökemedim sen son damlasıyLa... Mutlu oLdunmu? Birini buLdunmu? Dün gece rahat uyudun mu ?
EN kötü ihtimalle sen beni bu halde bırakıp gitmezsin siye düşündüm..
Ah perde perde yanıp tutuşan bir dertle yokluguna sarıldım biraz daha üşüdüm
|
|
|
|
|